1996, Cilt 5, Sayı 2, Sayfa(lar) 068-071
SON DÖNEM BÖBREK HASTALIĞINDA HİPERVOLEMİNİN KLİNİK ÖNEMİ
Ercan Ok, Şahin Aydın, Fulden Pamukçuoğlu, Mehmet Özkahya, Semra Elmacı, Abdülkadir Unsal, Fehmi Akçiçek
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı, Kardiyoloji, Spor Hekimliği Ana Bilim Dalllan -IZMİR
Anahtar Sözcükler: Son dönem böbrek hastalığı, hipervolemi, kardiyotorasik indeks, ekokardiyografik değerlendirme, ultrafîltrasyon

Son dönem böbrek hastalığındaki hipervolemi, yol açtığı hipertansiyon dışında, ayrı bir risk faktörü, olarak yeterince dikkat toplamamıştır. Bu çalışmada, 14 hastada volüm azaltılmasının çeşitli klinik ve ekokardiy o grafik parametreler üzerine etkileri incelendi. Onu hemodiyaliz, ikisi periton diyalizi, ikisi de konservatif tedavi görmekteydi. Hasta seçim kriterleri telekardiyografide 0.50' den büyük kardiyotorasik indeks ve/veya belirgin kardiyomegali olmasa bile, hipervolemi kanıtı olduğunu düşündüğümüz, 25 mg test doz kaptoprile yanıtsız hipertansiyon idi.

Tüm hastalarda, 12± 8 günlük tedavi sonucu(ultrafiltrasyon ve/veya diüretik) çarpıcı bir kilo kaybı sağlandı(4.9(3.1 kg), daha önce kullanılan antihipertansif ilaçlar kesilmesine rağmen kan basıncı normalize oldu. Hematokrit ve serum albumini belirgin artış gösterirken(%24± 2, % 28+3; 3.4± 0.5 grldl, 3.9± 0.5 gri di), egzersiz kapasitesi % 100 arttı. Ekokardiy o grafik olarak ölçülen sol atrium, sol ventrikül ve vena kava çapları tüm olgularda azaldı; kardiyotorasik indeks, başlangıçta " normal " sınırlarda olanlar da dahil, tümünde azaldı.

Sonuç olarak, kardiyomegali ve kaptoprile yanıtsız hipertansiyon sıklıkla hipervolemiyi göstermekte, kan basıncı normal olsa bile hipervoleminin düzeltilmesi önemli yararlar sağlamaktadır. Kuşkulu olgularda, ekokardiy o grafik değerlendirme (artmış sol atrium çapı) çok yardımcıdır. Düşük hematokrit ve albumin düzeyleri yalnızca yetersiz diyalizin değil, yetersiz ultrafiltrasyonun da sonucu olabilir.


Türk Nefroloji Derneği'nin yayın organıdır.