2013, Cilt 22, Sayı 3, Sayfa(lar) 258-263
2007-2011 Yılları Arasında Böbrek Biyopsisi Yapılan Hastaların Sosyodemografik Özelliklerinin ve Başvuru Şikayetlerinin Histopatolojik Tanılarla Olan İlişkisinin Değerlendirilmesi
DOI 10.5262/tndt.2013.1003.05
Servet YÜKSEL1, Mahmut İlker YILMAZ2, Ümit AYDOĞAN3, Oktay SARI3, Armağan GÜNAL4, Bayram KOÇ5
1Topel Naval Air Main Base Command, Primary Care Inspection Center, Kocaeli, Turkey
2Gulhane Military Medical Academy, Department of Nephrology, Ankara, Turkey
3Gulhane Military Medical Academy, Department of Family Medicine, Ankara, Turkey
4Gulhane Military Medical Academy, Department of Pathology, Ankara, Turkey
5Gulhane Military Medical Academy, Department of Internal Medicine, Ankara, Turkey
Anahtar Sözcükler: Böbrek biyopsisi, Glomerülonefrit, Kronik böbrek hastalığı

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı; böbrek biyopsilerinin incelenerek, hastaların yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, aile öyküleri ve geliş şikayetleri ile hastaların histopatolojik tanıları ve son dönem böbrek yetmezliğine ilerleme durumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir.

GEREÇ ve YÖNTEMLER: Çalışmaya GATA İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalında 2007-2011 yılları arasında böbrek biyopsisi yapılan 268 hasta dahil edildi. Hastaların tümü native böbrek biyopsisi olan hastalardı. Veriler SPSS-15 programına aktarılarak istatistiksel analiz yapıldı.

BULGULAR: Hastalarımızın %83,2’si (n= 223) erkek, %16,8’si (n=45) kadındı ve yaş ortalamaları erkeklerde 34±15 iken kadınlarda 47±17 idi. Hastalarımızın %50’si (n=134) 20-29 yaş aralığındaydı. Böbrek biyopsisi yapılan hastalarda en sık histopatolojik tanı % 20.9 (n=56) ile FSGS idi. 2. sıklıkta ise %18.7 (n=50) ile IgA nefropatisi bulundu. Hastalarda en sık biyopsi endikasyonu asemptomatik idrar bozukluğu, 2. sıklıkta ise nefritik sendrom idi. Herhangi bir şikayeti olmayıp tamamen asemptomatik olan veya operasyon öncesi yapılan rutin tetkikler sırasında tespit edilen hastalarımızın oranı %25,7 (n=69) olarak saptandı. En sık şikayet bacaklarda ve/veya yüzde şişlikti.

SONUÇ: KBH ile mücadele etmede en etkin yöntem birinci basamakta görev alan aile hekimlerine düşmektedir. Koruyucu hekimliğin temeli olan hastalık ortaya çıkmadan önce hastada mevcut olan risk faktörleriyle (hipertansiyon, diyabet, sigara, obezite vb.) mücadele etmek; salgın haline gelmiş olan KBH’nın ilerlemesini yavaşlatarak mortalite, morbiditeyi azaltarak ülke ekonomisine büyük kazanç sağlayacaktır..


Türk Nefroloji Derneği'nin yayın organıdır.